Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi) [similar]

Virginia kuşundan haberler 💬 Yeni dünyaya dair birtakım her şeyler 🎊

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

Shahrzad 🎬
Tahran'da yaşanmış gerçek bir olay. Yeni Kaynak sitesinde sadece üç bölümü çevrildi ama o bile yetti bana. Belki her hafta bakıyorum, yeni bölüm var mı diye. Olsun. Üç bölüm bile çok şey anlattı.
Müthiş oyunculuklar, aşk, fikir çilesi, ızdırap, özgürlük mücadelesi... Her sahnesi ta yüreğimde. Öyle çok sevdim.
Beklemeyin. Soğuk bir akşamda, sıcak çayınız elinizde, sevdiğinizle veya yalnız, izleyin bu diziyi.
Ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

Amerika'da tatil sezonu başlıyor. Christmas yaklaşırken her şey yavaşlıyor ve dinlenmeye gidiyor.
Kursun dönem sonu partisine sarma ve tahinli çıtırla katıldım. Çok beğendiklerini yazacaktım da aklıma daha etkili bir sahne geldi; 60 yaşlarında olan hocanın, Oh my God, Oh my God diye diye yemesi.
Sarma işte bildiğimiz ekşili müthiş sarma. Lakin iki haftadır tahinli çıtır yapıyorum. Allasen deneyin şunu.
Bir su br. tahini bir çay br. sıvıyağ ile karıştırıyoruz. Baklava yufkasının yarısına sürüp üzerine bir yemek kaşığı şeker ve ceviz ya da fındık serpiyoruz. Yarısını üstüne katlayıp rulo yapıyoruz. Üstüne az sıvıyağ sürüp kızarana kadar fırınlıyoruz.
Soğuyunca dilimleyip pudra şekeri serpiyoruz.
Özelliği, üç beş gün bekledikçe daha da güzelleşmesi, baklava gibi olması ve yerken kendinizi kaybetmeniz.
Kayıp bulma duası bir önceki paylaşımda mevcuttur.

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

Hani şu her defasında işe yarıyor dediğim kayıp bulma duası vardı ya, silmiştim sonra. Arada anlık paylaşımları siliyorum.
O günden beri bir sürü mesaj geliyor. Ekran görüntüsü almıştık, iki kez denedik bulduk, oraya teşekkür edemedik buraya edelim. Şuyum kayboldu, duayı silmişsin baci gönderiver vs.
Tekrar paylaşacaktım, unutmuşum. Sağolsun az önce bir arkadaş, mutfakta yufkayla cevizle debeleniyorken sordu. O vesileyle silmemek üzere paylaşıyorum. Kaybınızı bu ayeti söyleyerek arıyorsunuz, biiznillah buluyorsunuz;
Rabbena inneke camiun nasi li yevmin la raybe fih.

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

Yabancılara Türk yemeği yapmanın en güzel yanı, bunu böyle merdane gibi saran kızların anaları tarafından evde kalmakla tehdit edildiğini bilmediklerinden yedikleri her şeyi en iyisi sanmaları.
Hoş ben sarmayı kalem gibi değil dolu dolu severim de şu ikisi hepten irezil olmuş. Çiğ çiğ yiyeyim ben bunları.

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

Mahallede evler yavaştan süslenmeye başlandı. Görsel şölen oluyor adeta. Tabi onlar kendi dini bayramlarını, Hz. İsa'nın doğumunu kutluyorlar.
Amerika halkı, istisnalar vardır elbette ama dindar ve milliyetçi. Evlerin önünde, arabalarda etiket şeklinde, kıyafetlerde, eşyalarda bir sürü Amerikan bayrağı görürsünüz.
Ve ben Allah'tan bahsederken gözünden yaş akan hristiyan tanıdım. Yaşı belki yetmişe dayanmış, ayağına hizmet beklemek yerine kilisede koşturan çiftler, günübirlik program yapmak için saatlerce yol giden yaşlı kadınlar, cümleleri God ile dolu insanlar gördüm.
Hep duamdır, Allah onlara hidayet nasip etsin, bizi de istikametten ayırmasın.

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

" Yüzyıllardır oynanmasına rağmen hiçbir seyirci, sahneye fırlayıp Romeo’nun zehirli iksiri içmesine engel olmamıştır. Sonunda geminin batacağı bilindiği halde Titanic defalarca izlenmiştir. Bitecektir korkusuyla aşktan kaçarsan hayattan hiçbir tat alamazsın. Çünkü Romeo ölmeli, Titanic batmalı ama aşk her şeye rağmen yaşanmalı. "
Kahve günde bir kez, çay cırılana kadar içilmeli.

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

Ekmek diyor ama tadı bildiğimiz açma. Trans yağ yok ve içindekiler koca bir liste değil, üç beş malzeme.
Buzluğa atmasam biri o gün bitecekti, Allah muhafaza evi taşırken verdiğim 13 kiloyu bir günde alacaktım.
Tadı muhteşem. Amerika ve Evropa'daki bacılar görürseniz alın. Kahvaltıda çoluk çocuk açma yesin açılsın.

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

Bu, akü arkadaşlar. Bittiği an nerde olursanız olun zınk diye kalırsınız. Allah'ın sevgili kuluysanız, ormanın içinde biri yetişip kabloyla kendi aküsüne bağlayarak arabayı çalıştırmanızı sağlar.
Bu, akü arkadaşlar. Kablo operasyonundan sonra ihmal eder değiştirmezseniz, nerde olursanız olun bittiği an, külliyen zınk diye kalırsınız. Allah'ın sevgili kuluysanız, alışveriş merkezinin ortasında biter ve markete gidip bir poşet akü alır, arabayı at gibi koşturursunuz.
#aküyesahipçıkalım #akükompleyok

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

Lisede İngilizce hazırlık sınıfındayken hepimizin yurtdışında bir penfriendi vardı. İngilizce mektuplaşıp yeni kültürler tanımamız için okulun yaptığı bir şeydi bu.
Benim penfriendim Mısır'dandı. Birkaç mektuptan sonra hepimiz derslere gömülünce ardı gelmemişti ama o ilk mektupları heyecanla beklemiştik.
Hiç görmediğin, tanımadığın birine süslü kokulu mektuplar göndermek, ondan cevap beklemek, bazen de küçük hediyeler almak çok güzeldi.
Yıllar sonra yine tanımadığım birinden gelen hediye paketi çok mutlu etti beni. Bu zarif antika fincan takımını, çayları, salata soslarını, ta Almanya'dan sevgili @funyyaachen gönderdi. Bayıldım bayıldım. Hepsi çok kıymetli benim için.
Çok teşekkür ederim canım.
Aslında böyle ülkeler veya şehirlerarası bir hediyeleşme yapsak, bütün bacılar mutlu olsak nasıl olur diye düşündüm.

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

Muzu nasıl daha uzun saklarız bunu konuşuyorduk sınıfta. Hoca kadın olunca derste konu sık sık elmalı turtaya, sütü yüzde kaç yağlı aldığımıza, badem sütü içip içmediğimize falan geliyor.
Hoca muz saklama yöntemlerinden bahsederken puudımopaa dedi. Bu arada hoca siyahi. Burda siyahiler daha hızlı ve kelimeleri yuvarlayarak konuşuyorlar. Zamanla anlıyorsunuz. Ama zamanla. Şu an değil.
Hoca hızlı hızlı anlatıyor ve sürekli puudımopaa diyor.
Biz de elimiz çenemizde, gözler kısık, ağır ağır baş sallayıp onaylıyoruz. Puudımopaa canım. Bildiğimiz düz puudımopaa. Anlamıyorsan sınıfta ne işin var zaten.
Beden dilimiz İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu, ruh dilimiz Urfa şivesiyle ula bu puudımopaa da ne oliy diyerek Balıklı Göl'e karşı mırra içiyor.
Arkadan bir çocuk dayanamadı. Elini kaldırdı. Ms. Lee, yavaş söyler misiniz, anlamiyem dedi. Çocuk Guatemala'nın Harran köyünden demek.
Hepimiz nefesimizi tuttuk bekliyoruz.
Hoca tek tek pull, them, apart dedi. Yani muzları ayırın.
Allah senin iyiliğini versin hoca, o nere bu nere. Ve Allah senden razı olsun Harranlı çocuk.

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

Her derde deva hadis-i şerifler;
Bir yere giden oranın soğanından yesin, o yerin hastalıklarından emin olsun.
Allahü Teala, sirke yiyene iki melek memur eder. Yiyinceye kadar ona istiğfar ederler.
Yemeğe tuz ile başlayandan Allah üçyüz otuz çeşit hastalığı uzaklaştırır. Bu hastalıklar, delilik, cüzzam, bağırsak rahatsızlığı ve diş ağrısıdır. Kalanı Allah'ın ilminde saklıdır.
Ekmekle kuru üzüm yiyen, ömründe doktora muhtaç olmaz.
Miraçta, Ya Muhammed (s.a.v) ümmetine kan aldırmalarını (hacamatı) emret demeyen meleğe rastlamadım.
Baş hacamatı yaptırmak yedi derde şifadır, baş ağrısı, cinnet, cüzzam, baras, uyuklama, diş ağrısı ve baş dönmesi.
Bir kimse ayın onyedi, ondokuz ve yirmibirinde hacamat olursa her dertten şifa bulur.

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

Eve yeni taşındığımızda ağaca asılıydı. Büyük ihtimalle kuşların su içmesi için. O zaman da kırıktı böyle. Atmaya kıyamadım.
İngilizce kursunda masalarda 4-5 kişilik gruplarız. Genelde herkes yılın başından beri aynı grupta devam ediyor.
Bizim masada ben, Cezayir'li bir kız, Belarus'lu bir adam ve Şili'li bir kadın var.
Her milletin ayrı, bazen de bize tuhaf gelen kültürleri, tepkileri, davranışları oluyor. Eğer Türkiye'den hiç çıkmadıysanız büyük ihtimalle bunu gözlemleme fırsatınız olmamıştır.
Bu Şili'li kadın, benimle ve müslüman olan Cezayir'li kızla nadiren konuşurdu. Genelde Belarus'lu adamla sohbet ederdi.
İkisi de bizim kültürümüze kıyasla oldukça abartılı tepkiler veriyordu bana ve Cezayir'li kıza göre. Çünkü onlar bağıra bağıra gülüp, tuhaf şakalar yaparken biz birbirimize bakıyorduk.
Yurtdışında yaşamak, hoşgörü ve saygı noktasında daha çok yol katetmenize vesile oluyor.
İlk zamanlar kaşlarımı çatarak başımı önüme eğdiğim bu davranışlara zamanla tebessüm eder oldum. Onlar öyleydi. Ben böyleyim. Bir başkası başka türlü. Allah dilese hepimizi aynı milletten, aynı kültürden, aynılıklar içinde yaratabilirdi. Oysa her birimiz ayrı birer dünyayız.
İşte bu Şili'li kadın, eşinin görevi nedeniyle iki yıllığına geldiği Amerika'dan ayrılıyor. Dünkü derste veda etti bize. Hepimize özel kurabiye yaptırmış, tek tek verdi. Hocaya bir şişe şarap hediye etti. Şili'de meşhurmuş.
Konuşma yaptı, elveda dedi sınıfa.
Sonra ders bitti. Her ne kadar benimle az konuşmuş olsa da, aynı gruptayız diye özel veda etme niyetiyle yanına gittim.
Dolu dolu gözlerime baktı. Sarıldı. Küçük bir hediye aldım sana dedi. Uzattı. Tekrar bakıştık, sarıldık.
Arabaya binince açtım paketi. İçinde losyon olan tüylü şirin bir anahtarlık. Losyon bitince kolonya koyarım dedim.
Hepimiz bir gün birbirimizden ayrılacağız. Keşke o an gelmeden iyi şeyler yaşasak, yaşatsak.
Evet sevgili Şili'li kadın, keşke seni bir kez bile olsa evime davet edip çay ikram etseydim.

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

Gerçek bir Amerikan evi. Gerçek bir Christmas partisi. Anlatacağım çok şey var. Pek yakında blogda.

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

Köpüklü kahveler, fıstıklı lokumlar, deli bir muhabbet.
1960'lı yıllarda Elazığ akıl hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılırlar.
O zamanın ünlü doktoru Mutemet Yazıcı, hastanenin başhekimidir. Doktor bey ne yapalım? diye sorarlar.
Mutemet Bey personeline, bana bir düdük verin ve arkamdan gelin der. Doktor önde, birkaç personel arkada, düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar.
Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir.

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

Kendini hangi huyuna, hangi zevke feda ediyorsun bir düşün..!
Hz. Mevlânâ

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

Gülümseyin çekiyorum.

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

Ankette tostu yolla diyen %66'lık gruba sevgimi yollayıp tarife geçiyorum.
Gyrolu tost. Diğer bir deyişle, bacım döneri bol bulmuş ne yapacağını şaşırmış tostu.
Herkesin bildiği basit bir şey olan şu nimette bazı püf noktalarım var ki, yiyen yemelere doyamaz.
Tost ekmeği veya normal ekmek hiç fark etmez, tereyağ sürer ve mutlaka içine beraber iki çeşit peynir koyarım.
Kaşar peynir, yağlı beyaz peynir veya cheddar, mozarella.
Sonra gyro, sucuk, tonbalığı, baharatlı salça... Bunlardan biri. Hepsi de muhteşem oluyor.
Sizin püf noktalarınız, tostta özel tatlarınız var mı?
Gelin instagramın börekli, mantılı, gösterişli sofralarına inat, bu mütevazı lezzeti konuşalım.
(Hamurişine, çeşit çeşit yemeklere üşenen, yapsa da çıkan bulaşıktan bezen, hepsini göze alsa da giden vaktine acıyan kadınlar birliği)

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

Vay be şu çay insana edebiyat yaptırır. Evet bayım, buğdayları severim ve siz benim aşuremsiniz.

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

Geçenlerde bahçeyi temizlerken Güney Koreli komşumuz, wooow what a romantic view yerine, it never ends diyerek bunu kastetmiş olmasın...

Amerika'daki bacınız 🇺🇸 (@eminebektasi)

Yorum / Dış sesim / Gerçekte
More...